Eyüp Belediyesi Genç Akademi

Detlev Quintern İle Amerika’nın Keşfi Üzerine

Eyüp Genç Akademi tarafından organize edilen Medeniyet Mimarları programı 24 Mart Salı saat 18.30’da Kara Süleyman Tekkesi’nde düzenlendi. Programda bu hafta Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi öğretim görevlilerinden Yrd. Doç. Dr. Detlev Quintern “Müslümanlarda Haritacılık ve Amerika’nın ilk Kaşifleri” sunumunu gerçekleştirmek üzere bizlerleydi.

Programın simültane çevirisi Eyüp Genç Akademi bünyesindeki Bilim Tarihi Araştırma Masası üyelerinden Yusuf Ceyhan tarafından yapıldı. Endülüs dönemindeki gelişmelerin Amerika’nın keşfine etkilerinin ele alındığı programda Meksika’daki camiler, halkın yöresel kıyafetlerine bakılarak keşif hakkındaki gerçekler izah edilmeye çalışıldı. Meksika’da bulunan cami ile Kurtuba’daki caminin mimari yapılarının benzerliğine dikkat çeken Quintern, bu yapılar üzerinden bakıldığında bile Meksika’da Endülüs Emevi etkilerinin görülebileceğini söyledi. Quintern daha önce hiçbir Avrupalı’nın böyle bir yapı inşa etmediğini, Avrupalılar ile Güney Amerikalıların ilk tanışmasının 16. yüzyılda Endülüs Emevileri döneminde Müslümanlar aracılığı ile gerçekleştiğini ifade etti. 1503 yılında Kolomb’un yarı askeri bir gemi ile adaların arkasına saklanarak gözlemcilik yapan ve oradan geçen gemilere saldıran Kolomb’un Cezayir’in güçlü askeri donanmasından dolayı Afrika’ya geçemediğini ve yolunu değiştirerek Meksika’ya gittiğini söyleyen Quintern, Granada’yı ele geçiren İspanyolların bazı Yahudi ve Müslümanları sınır dışı, kalanları ise asimile ettiğini dile getirdi. Detlev Quinter, “İspaya’da yaptıklarının bir kısmını Meksika’da da yapmak istediler. Kütüphaneleri yaktılar, su kanallarını yıktılar. İspanya’daki yıkımlardan ötürü Rönesans’ın orada çıktığı görüşü asılsızdır. Rönesans’ın asıl merkezi İtalya’dır ve Müslümanlar İtalyanlar ile diğer Hristiyan dünyası arasında bir köprü görevi görmekteydi.” dedi. Rönensans’ın yeniden doğmak olduğunu ifade eden Quintern, zaten olan bir şeyin yeniden doğduğunu iddia etmenin yanlış olduğu dile getirdi.

 

 

Kartografya, Coğrafya ve Müslümanlarda Haritacılık

 

Milattan sonra 2. Yüzyılda Batlamyus tarafından İskenderiye’de çizilmiş olan harita ile 1290 yılında Maksimos Planudes tarafından çizilen harita arasındaki benzerlik ve farklılıklara değinen Detlev Quintern, o dönemde çizilen haritaların konumsal olarak çizildiğini, haritacının bulunduğu konumdan hareketle haritalandırma yaptığını belirtti. Haritalandırmada Hristiyanlar birçok mitolojik figüre yer verirken Müslümanların haritalarını daha gerçekçi çizdiğini söyleyen Quintern, Biruni’nin çizdiği haritada dünyanın etrafının okyanus ile kaplı ve tüm denizlerin de birbirleri ile bağlantılı olduğunu ifade etti. Detlev Quintern Pietro Vesconte, İdrisi, Harizmi ve Fra Mauro gibi ünlü haritacıların haritalarını ayrıntılı bir şekilde inceledikten sonra sunumunu sonlandırdı.