Eyüp Belediyesi Genç Akademi

İbn Rüşd’ün Telhisü’s Siyase’si

Eyüp Genç Akademi tarafından düzenlenen Medeniyet mimarları programı 5 Mayıs Perşembe saat 18.30’da Kara Süleyman Tekkesi’nde gerçekleşti. Programda bu hafta “İbn Rüşd” ve Platon’un Devlet’ine Yazdığı Telhisi Üzerinden Siyaset Felsefesi” konusu ele alındı.

İtalyan ressam Raffaello Sanzio tarafından yapılan ve “Atina Okulu”  olarak bilinen ünlü freski konu alan Yrd. Doç. Dr. Müstakim Arıcı bu portrede Aristoteles’e otuza yakın şerh yazan İbn Rüşd’ün de yer aldığını söyledi. İbn Rüşd’ün Yunan felsefesinin batıya aktarılmasında önemli bir filozof olduğunu dile getiren Arıcı, Batılıların İbn Rüşd’ü kendi mirasları açısından önemli bir yerde gördüklerini ifade etti. 1198’de İbn Rüşd’ün vefatında sonra, 13. yüzyılda metinlerinin Latince ve İbranice ’ye çevrilmesiyle İbn Rüşdçülük (Averroisme) akımının ortaya çıktığını dile getiren Arıcı, bu akımın kendi içinde muhtelif ayrışmalarının olduğunu söyledi. Arıcı, “Bu gidişat Roma tarafından tehlikeli bulunduğu için Vatikan tarafından, 13. yüzyılın ikinci yarısında İbn Rüşd’ün kitaplarının ortadan kaldırılması ve yayılmaması ile ilgili fetvalar yayınlanıyor. Vatikan, İbn Rüşd’ün görüşlerine karşı savaş açmış olsa da 14 ve 15. yüzyılda da İbn Rüşd’ün eserleri çevrilmeye devam ediyor” dedi. Aristoteles’e yazdığı şerhleri anlamak isteyenlerin bir şekilde yolunun İbn Rüşd’e düştüğünü ifade eden Müstakim Arıcı, İbn Rüşd’ün hayatına değinerek 1126 yılında Kurtuba’da doğan İbn Rüşd’ün kendisi gibi babasının ve dedesinin de Kurtuba’da kadılık yaptığını söyledi. Arıcı, 1171 ve 1195 yılları arasında Aristoteles şerhleri ile diğer eserlerini kaleme aldığından dolayı o dönemin İbn Rüşd’ün en verimli dönemi olduğunu ifade etti. İbn Rüşd’ün büyük, orta ve küçük olmak üzere üç farklı hacimde şerhinin olduğunu dile getiren Müstakim Arıcı, Aritoteles’in "Nikomakhos Ahlakı" adlı eserine yazdığı üç faklı şerhden bahsetti. Bu esere, İbn Rüşd ile birlikte Farabi’nin de şerh yazdığını söyleyen Arıcı, eserin 3. yüzyılda Arapçaya çevrildiğine fakat iki şerhinde günümüze ulaşmadığına değindi.    

 

“Devlet” Şerhinin Serencamı

 

İbn Rüşd’ün Telhisü’s-siyase adlı şerhine değinen Müstakim Arıcı, bu eserin aslının kayıp olduğunu ve İbranice çevirisinin Şemuel ben Yehuda tarafından yapıldığını, metin iki kere Latinceye ardından da İngilizceye çevrildikten sonra Arapçaya çevrildiğini, Türkçe çevirisinin ise İngilizce ve Arapça çevirileri esas alınarak yapıldığını dile getirdi. Devletin varlığının, İslam siyaset düşüncesinde bizatihi bir nimet olarak görüldüğünü söyleyen Arıcı, diğer Müslüman düşünürler gibi İbn Rüşd’ün “kişinin erdemli olabilmesi için nefsin diğer bölümlerinin nazari hikmetin altına girmesi gerektiği gibi devletin de ideal bir devlet olabilmesi için yönetimin hikmete dayalı olması gerektiği” görüşüne yer verdi. “İbn Rüşd’e göre devletin asıl görevi vatandaşların arasında erdemlerin yaygınlaşmasını sağlamaktır” diyen Arıcı, devletin ikna(eğitim) ve zorlama olmak üzere iki yolu takip edebileceğini ifade etti. Müstakim Arıcı, “ İkna yolları Aristo gibi İbn Rüşd’e göre de halkın büyük çoğunluğu için retorik ve şiirsel söylem, seçkinler ve bilgiler içinse akli istidlal yöntemleridir. Gerçekçi ve akılcı olmayı sürekli ön planda tutan filozofa göre ikna yöntemiyle başarı sağlanamazsa zorlama yoluna başvurulabilir. Aslında bu olumlu bir metot değildir; çünkü zorlama ancak bir fikri kendi isteğiyle kabul etmeyenler için başvurulan bir yöntemdir, dolayısıyla erdemli bir devlette buna ihtiyaç duyulmaz” dedi.