Eyüp Belediyesi Genç Akademi

İslam Düşünce Geleneğinin Oluşumu ve Özgün Yönleri

Eyüp Genç Akademi tarafından düzenlenen Medeniyet Mimarları programı 18 Şubat Perşembe günü saat 18.30’da Kara Süleyman Tekkesi’nde gerçekleşti. Dersin ikinci haftasında “İslam Düşünce Geleneğinin Oluşumu” konusu ele alındı.

Programın eğitmeni Yrd. Doç. Dr. Müstakim Arıcı ‘İslam Düşünce Kavramı’ üzerinde durarak derse giriş yaptı. İslam düşüncesi konusunda yeterince çalışma yapılmadığını söyleyen Arıcı, İslam düşünce kavramının hadis, fıkıh tefsir ve bu ilimlerin usulleri ile mantık, dil bilimleri, kelam, felsefe – bilim, tasavvuf, mezhepler tarihi, siyaset düşüncesi ve yakın dönem İslam toplumlarındaki birçok fikri/sosyal konuyu kapsayan bir içerikle ele alındığını ifade etti. Günümüzde İslam düşüncesi kavramı ile ilgili birçok yazarın daha dar anlamda, tarihte, İslam coğrafyasında kelam, felsefe – bilim ve tasavvuf alanında üretilen düşünceleri kastettiğini söyleyen Müstakim Arıcı, kavramın içeriğinin bu anlamda sınırlamanın daha doğru ve kullanışlı olduğu yönündeki görüşlere yer verdi.  Ahmet Davutoğlu’nun “İslam Düşünce Geleneğinin Oluşumu” makalesinde yer alan tanıma göre; “ İslam düşüncesi kavramı temelleri Kur’an’da olan kendine has bir varlık bilgi ve değerler sistemi ürettiğini, farklı ekolleri barındırsa da bunları ortak bir dünya görüşü etrafında birleştiğini söylemek mümkündür.” ifadesi ile yazarın konuyu tasavvuf ve kelam bağlamında ele aldığını söyleyen Arıcı, “İslam düşüncesi kendine has bir paradigma oluşturabilmiş midir?” sorusu üzerinde durdu.

 

İslam Düşüncesinin Özgün Yönleri

 

İslam araştırmalarında yaygın olarak görülen reaksiyonel tavır İslam düşüncesinin orijinal olmadığı, felsefe ve bilim alanında Yunan düşüncesine dayandığı bunun dışında Kura’n-ı Kerim’in nasr olarak İbrani geleneğinin tekrarı olduğu gibi oryantalist yaklaşımlara değinen Arıcı, Ernest Renan’ın görüşüne göre; “İslam gelişmeye manidir. Türklerin siyasi anlamda İslam coğrafyasına hakim olmasıyla birlikte İslam, felsefe ve bilim alanında çöküşe geçmiştir.” Bu tarz oryantalist metinlerin aslında siyasi bir söylemin dışa vurumu olduğunu ifade eden Arıcı, Ahmet Davutoğlu’nun görüşlerine yer vererek İslam medeniyetinin düşünce geleneğini özgün kılan üç önemli farklılıktan bahsetti. Arıcı “Bu farklıklardan ilki İslam inancının getirmiş olduğu kapsamlı varlık telakkisi ile insan bireyine yeni bir ben-idraki sunmasıdır. Ben idraki dediğimizde insanın kendisini anlamlandırması, kendine dair bilinçtir. İkinci farklılık bu ben idraki ile oluşan İslam medeniyetinin özgün prototipi, bilgi üretimini yönlendiren ve şekillendiren bir ilmi geleneğin inşası konusunda bir başka prototipin çıkışına da zemin hazırlanması ve İslam ilim geleneğinin doğuşu ve düşünce sisteminin bir paradigma haline dönüşmesi alim prototipinin ortaya çıkışı ile berraklık kazanmasıdır. Burada yazarın alim prototipi olarak örnek verdiği kişi Gazali’dir. Makalede Gazali’ye çokça yer vermesinin nedeni Gazali’nin nakdi ilimlerde dönemin üstadı olması, Arap dil bilimlerindeki derinliği, akli ilimlere olan merakı ve felsefeyi eleştirecek derecede bir dirayete sahip olmasıdır. Gazali’yi öne çıkaran bir başka yönü ise hem aydınlar için hem de halkın anlayabileceği biçimde metinler yazmasıdır.  Son olarak özgün ben-idraki ve ilmi önderlik prototipi hem o güne kadar ortaya çıkan bilgi birikiminin yeniden örgütlendirilmesi sürecini başlatmış hem de yeni bilgi disiplinlerinin ortaya çıkışını sağlamıştır. Bir taraftan İslam medeniyeti öncesi kültür çevrelerinin felsefe, teoloji, mistisizm, astronomi, kozmoloji vb. dallarda gerçekleştirdiği birikim yeni bir eksende özgün bir yeniden yorumlama sürecine tabi tutulmuş, diğer taraftan fıkıh, hadis, kelam gibi kendine özgü ilim dallarının kavramsal ve teorik çerçeveleri oluşturmuştur.” diyerek İslam düşüncesinin kendine özgü düşünce yapısını ayrıntılı bir şekilde ele aldı.   

 

Medeniyetlerdeki Bilimsel Süreç

 

Alparslan Açıkgenç ‘İslam Medeniyetinde Bilgi ve Bilim’ kitabında medeniyetlerdeki bilimsel süreci dört madde çerçevesinde ele almaktadır. Birinci madde de ‘Dünya Görüşü Aşaması’nı açıklayan Müstakim Arıcı, dünya görüşünün gündelik hayatta insanın tüm algılarının üst kavramı olduğunu ifade etti. İslam’da dünya görüşünü şekillendiren üç kavramın tevhid, nübüvvet ve ahiret olduğunu söyleyen Arıcı bu üç kavrama ilave başka kavramların da eklenmesi gerektiğini belirtti. İslam dünya görüşü cahiliye zihniyetinde köklü değişikler yaparak her şeyi gören Allah inancı geliştirmiştir. Bunun yanında İslam dünya görüşü cahiliye toplumunda kişiye nefis ve irade eğitiminde yol göstererek, ümmet bilinci kazandırarak ve hak, adalet, dini değerlere dönüşü sağlayarak devrim niteliğinde zihni bir değişim gerçekleştirmiştir.

Kur’an’da ilim kelimesinin çokça geçmesi İslam’ın ilme verdiği önemi gösterdiğini ifade eden Arıcı, Kuran-ı Kerim’in Allah ve ahiret inanıcı oluştururken aynı zamanda muhatabında bilgi ve düşünce sisteminin temellerini de attığını belirttikten sonra  “ Kuran, elbette bir bilim ve felsefe kitabı değildir. Ancak onun bilimsel ve felsefi meselelerden büsbütün uzak olduğunu söylemek de büyük bir yanılgı olur. Zira Kur’an, metafizikten fiziğe, ahlaktan siyasete kadar pek çok konuda bildirimde bulunmuş, muayyen külli kaideler getirmiş, kendisine muhatap olanların önceki düşünüşlerini ve düşünüş biçimlerini belirli temellerde reddederek yeni bir düşüncenin ve düşünme biçiminin kurulmasını sağlamıştır.” dedi.  

Medeniyetlerdeki bilimsel sürecin ikinci aşamasında ‘Bilgi Geleneği veya Sorunları Aşaması’nı ele alan Müstakim Arıcı, hukuki, kelami gibi sorunların güçlü bir ilim/bilim alt yapısı olan kaynaklara dayanılarak aşıldığını ifade etti. Üçüncü aşama ise ‘Yöntem veya Disiplinleşme’ ile dini ilimlerin disipline olduğu aşamayı ve son olarak ‘Adlandırma ve Bilimlerin Doğuşu Aşaması’na yer veren Arıcı, katılımcıların sorularını cevaplandırarak dersi tamamladı.