Eyüp Belediyesi Genç Akademi

İslam’da Felsefe ve Bilim Eğitimi

Eyüp Genç Akademi tarafından düzenlenen Medeniyet Mimarları programı 25 Şubat Perşembe saat 18.30’da Kara Süleyman Tekkesi’nde gerçekleşti. Programda bu hafta “İslam Alimlerinin Eğitimi” konusu ele alındı.

Felsefe ilmi ile bilimlerin ayrılmaması gerektiğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Müstakim Arıcı, felsefenin içerisinde kırk tane ilimin yer aldığını, İbn-i Sina’nın Eş-Şifa eserine bakıldığında felsefi bir metnin yazımında sırasıyla mantık, teorik ve pratik ilimlerin dikkate alındığını belirtti.

Dini ilimlerin fıkıh, tefsir, hadis gibi Medine döneminde ortaya çıkıp gelişmeye başladığını söyleyen Müstakim Arıcı, bu dini ilimlerin sonradan ilim halini aldığını ifade etti. Arıcı, “Bu dini ilimlerin ilim haline gelmesi hicri 2. yy ve sonrasına tekabül ediyor. Medrese öncesi süreçte özel ders halkalarının bulunduğu Medine dönemi bir eğitim modeli görüyoruz. Cahiliye döneminde ve Hz. Peygamberin çevresine baktığımızda felsefe bilimi ile ilgilenilmediği biliniyor. İslam döneminde yapılan fetihler ve Hz Ömer ile birlikte Müslümanlar hicaz yarımadasının dışına çıkıyorlar. Bir kısmı Bizanslılara bir kısmı da Sasanilere ait olan İran’da, Müslümanlar büyük bir kültür ve büyük bir birikimle karşılaşıyor. Çölün ortasından çıktıktan 25 yıl sonra büyük medeniyetlerle karşı karşıya gelen Müslümanların Roma İmparatorluğu’nun hakim olduğu Irak, Suriye, Ürdün, Filistin, Güneydoğu Anadolu, Azerbaycan ve Mısır’da Roma ve Yunan kültürüyle karşılaşması büyük bir karşılaşma ve meydan okumadır.” dedi. 634 yılından sonra devam eden felsefe ve bilim kültürü, her ne kadar Doğu Roma imparatoru Justinianos 525 yılında felsefe akademilerinin kapatılmasını ferman olarak buyursa da, 630 yılına gelindiğinde eğitimlerin gayri resmi olarak devam ettiğini söyleyen Arıcı, karşılaşılan coğrafyalarda 500-700 yılları arasında ciddi bir filozofun olmadığını ve bu ilimlerin İslam ile canlandığını ve Müslümanların ciddi katkılarının olduğunu ifade etti.

 

Eğitimde Takip Edilen Usul

 

Karşılaşılan topraklarda devam eden geleneklerin miras olarak alınmasıyla felsefi ilimlerin İslam’a girdiğini söyleyen Arıcı, İskenderiye’nin önemli bir eğitim şehri olduğunu, burada akademi, tıp-felsefe okulu ve kütüphanelerin bulunduğunu ve Aristoteles, Galinos ve Hipokrat gibi filozofların eserlerinin yer aldığı bir müfredatın uygulandığını söyledi. Belli bir müfredat sırasını takip eden kişilerin çeşitli çalışma yöntemlerine değinen Müstakim Arıcı, yazmaya ve ezberlemeye yönelik eğitimde uygulanan çalışma prensiplerine değindikten sonra katılımcıların sorularını yanıtlayarak dersi sonlandırdı.