Eyüp Belediyesi Genç Akademi

Para, Faiz ve İktisadi Hayata Yeni Öneriler

Eyüp Genç Akademi tarafından düzenlenen “Para, Faiz ve İktisadi Hayata Yeni Öneriler Semineri” 26 Mart Cumartesi saat 19.00’da Kara Süleyman Tekkesi’nde gerçekleşti. Mevcut para sistemine eleştiri ve önerilerin getirildiği ve moderatörlüğünü Melih Oktay’ın yürüttüğü programda iktisatçı Yunus Ekşi ve ilahiyatçı-yazar Ali Rıza Demircan konuşmacı olarak bizlerleydi.

Paranın bir mal haline dönüşmüş olmasının yaşadığımız çağın sorunu olduğuna değinen Melih Oktay, bir grup insanın bu mala hâkim olup üzerinde tekel kurduklarını ve kurdukları mal üzerinden kazanç sağlanan bu sisteme de “bankacılık” denildiğini ifade etti. Paranın bir mal olmayıp sadece bir ölçü aracı olduğunu dile getiren Oktay, bankacılığın mevcut mekanizmasını, işleyişini, mekanizmanın insanlar üzerindeki etkilerini anlatmak üzere sözü Yunus Ekşi’ye bıraktı. Ekşi,” Para, ölçü, değişim ve biriktirme aracıdır. Paranın ölçü ve değişim olduğunu kabul ediyoruz. Fakat faiz olması dolayısıyla paranın biriktirme aracı olduğunu kabul etmiyoruz.” dedi. Paranın sahibinin Merkez Bankası olduğunu dile getiren Ekşi, paranın özel bir şirketin ya da devletin tekelinde olmasının farkına değindi. Devletin parayı üretmediğini fakat yasa değişikliği ile üretimin devlet eline geçebileceğini bunun yanı sıra Merkez Bankası’ndan borç olarak alınan paranın faiziyle ödeniyor olmasının kabul edilebilir bir durum olmadığını ifade eden Ekşi, ekonomik olarak özgür olmayan bir devletin bağımsızlığının söz konusu olamayacağını dile getirdi. Parayı kontrol edenin ekonomiyi kontrol ettiğini söyleyen Yunus Ekşi, iktisat alanında Allah’ın olmadığı bir ekonomi kurgulandığını ve iktisat kitaplarında ‘sınırsız ihtiyaçlara sahip insan’ tanımı ile insanların ferdi olarak kapitalleştirildiğini ifade etti. Ekşi, “Hâkimiyet kayıtsız şartsız borç verenindir ve ne yazık ki bu ülkenin hâkimiyeti bankalarındır.”  diyerek insanların bilinçlendirilmesi gerektiğini ve bunu yapacak zümrenin siyasiler, sendikacılar ve din adamları olduğunu dile getirdikten sonra sözü Ali Rıza Demircan’a bıraktı. Mevcut para sisteminin değişimi için mücadele veren ilahiyatçı-yazar Ali Rıza Demircan, İslam’ı dışlayan seküler hayatın biliminin, ekonomisinin ve ahlakının da seküler ve Allah’ı devreden çıkaran bu sistemin bir şirk düzeni olduğunu ifade etti. “Malların maliki Allah’tır. Çünkü Halik O’dur.” ayeti ile İslam’ın ekonomide çok büyük bir devrim gerçekleştirdiğini söyleyen Demircan, insanın insana sömürüsünün İslam’ın koyduğu kaideler ile engellendiğini, insan ekonomik kuralları bilmese de haramlar çizgisinde durduğu takdirde toplumun adil bir yapıya kavuşacağını ifade etti. Demircan, “Samimi olsak da mücadelemiz bilgiye dayanmıyor. Fakat bilginin imana dönüşmesi gerekiyor. Eğer bilgi imana dönüşürse o zaman toplum da hareketlenir.” dedi. Batıl yollarla mal tüketmenin cana kıymaya eşdeğer olduğunu söyleyen Ali Rıza Demircan, canın aziz olduğu kadar malın da aziz olduğunu ve insanı cansız tasavvur etmenin mümkün olmadığı gibi malsız da tasavvur etmenin mümkün olamayacağını dile getirdi. Topluma zulmedilerek belirli kitleler tarafından kazanılan mallar ile o toplumun manen sürüleştirildiğine değinen Demircan, günümüzdeki modern kölelerin tarihteki kölelerden çok daha fazla esir olduğunu ifade etti. Batıl yolların başında faizin geldiğini dile getiren Ali Rıza Demircan, “Bu ülkede elli yıldır faiz ile ilgili hutbe okutulmuyor ve Türkiye’de İslam’ın yön veren kuralları anayasada suç ilan edilmiştir. Bu sebeple yeni anayasa çalışmalarına hayli önem veriyoruz.” dedi. Bankalar ve faiz sistemi ile ilgili mevcut durumun analizinin ve eleştirisinin yapıldığı, bu sisteme alternatif önerilerin getirildiği programda Melih Oktay, Yunus Ekşi ve Ali Rıza Demircan’nın sunumları sonrasında katılımcıların sorularına yer verildi.