Eyüp Belediyesi Genç Akademi

Prof. Dr. Erhan Afyoncu İle Osmanlı Dönemi Tarih Yazıcılığı Üzerine

Eyüp Genç Akademi tarafından düzenlenen “Tarihi Yeniden Düşünmek” programının 7.haftasında Prof. Dr. Erhan Afyoncu ile ‘Osmanlı Tarih Tasavvuru ve Tarih Yazımı’ sunumu 23 Şubat Salı günü Kara Süleyman Tekkesi’nde gerçekleşti.

Prof. Dr. Erhan Afyoncu Selçuklu Dönemi’ndeki kaynak sıkıntısının Osmanlı Dönemi’nde yaşanmadığını,  bir devletin var olmasının tarih yazıcılığında ne denli önem arz ettiğini belirtti. Afyoncu, “Devletin devlet olması kendi tarihçiliğini yazdırması ile anlaşılır” diyerek Osmanlı Dönemi’nde en çok eserin II. Bayezid zamanında yazıldığını ve Ahmedi’nin “İskendername” eserinin elimizdeki en eski Osmanlı tarihi eseri olduğunu söyledi. II. Murat Dönemi’nin Osmanlı Devleti’nin kültürel anlamda en gelişmiş dönemi olduğunu vurgulayan Afyoncu, Selçuklu tarihi, Osmanlı Devleti’nin kuruluşuna dair rivayetlerin yer aldığı eserler ile Osmanlı tarihinin müstakil olarak yazıldığı eserleri ele aldı. Prof. Dr. Erhan Afyoncu, “ İki tür tarihçilik vardır; biri İran tarzı süslü tarihçilik, öteki ise Arap tarzı tarihçiliktir. Arap tarzı tarihçilikte bilgiye daha fazla yer verilir ve hadiseler gün gün anlatılır. İran tarzı tarihçilikte ise eserler önemli bir şahsı ya da kahramanı övmek için süslü edebi bir üslupla yazılır” dedi.  Sanatçı veya yazarın mutlaka himaye görmesi gerektiğini söyleyen Afyoncu, himaye görmenin, padişahların kasidelerini yazan şairlerin geçimlerini sağlamaları ve eserlerini yazmaya devam etmeleri açısından önemli olduğunu belirtti.  Ahmet Cevdet Paşa’nın Osmanlı tarihçiliğinde önemli bir yerinin olduğunu vurgulayan Afyoncu, “Hadiseleri anlatırken ayrıntılara yer vermiş olması, Avrupa tarihini ön plana çıkarması Ahmet Cevdet Paşa’yı diğer tarihçilerden ayırmaktadır” dedi. Prof. Dr. Erhan Afyoncu katılımcıların sorularına yönelttiği cevapların satır başları şöyle;

 

-        Hocam, Tarih tekerrürden ibaret midir?

 

-        Tarih tekerrürden ibaret olmaz. Çünkü birebir tekrar etme ihtimali yoktur. Ama birçok hadise benzerdir.  Osmanlı Dönemi’nde yaşanan kargaşayı şuan Türkiye olarak yaşıyoruz. Osmanlı’nın 5 milyon kilometreyi elinde tutma imkanı yoktu. Fakat bu kadar küçülme ve dağılma yaşama ihtimali de yoktur. Gücünü ölçüp biçmemekten kaynaklı hatalar yapılmıştır. Hala da yapılmaya devam edilmektedir. Ben buna ‘tarih zehirlenmesi’ diyorum. 

 

-        Hocam, Ömer Lütfi Barkan Hoca Osmanlı’ya şer-i devlet demenin pek doğru olmadığını söylüyor. Siz ne diyorsunuz bu konuda?

 

-        Osmanlı şeriat kurallarını uygulamaya çalışan bir devlettir. Bir devlete şeriat devleti demek çok ağır bir yüktür ve altından kalkmak kolay değildir. Ama Osmanlı islam hukuku uygulamaya çalışan bir devlettir. Uygulamıştır, uygulayamadığı yerler olmuştur ama uygulamaya çabalamıştır. Barkan başta olmak üzere oradaki problem şudur; Osmanlı dini devlet ise niçin örfi hukuk uyguluyor meselesidir. İslam hukukunun kaynaklarından biri ise örfi hukuktur. İslam hukukunda her şeyin baştan kuralları belirlenmemiştir. Kuralların en başta Kuran-ı Kerim’e ve hadisleri uygun olması gerekmektedir. Çözüm yolu bulunamadığı zaman örfi gelenekten gelen kurallar uygulanmaktadır. Buradaki en önemli mesele şeri hükümlerin mugayir olmamasıdır. Kısaca örfi hukuk İslam hukukunun bir parçasıdır.

 

-        Hocam, hakkında farklı iddialar yöneltilen II. Mahmud’un yapmaya çalıştıkları hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

-        II. Mahmud’a tarihte gâvur padişah derler. Devlet kendini zaman zaman yeniler. Osmanlı yenilenmeler sayesinde ömrünü uzatmıştır. Fakat bu son yenilemede maalesef başarılı olamamıştır. Sonunda III. Selim ile birlikte 1794’ten itibaren devlet Nizam-ı Cedid’e geçiyor. Nizam-ı Cedid yeni düzen demektir. Devletin var olmasını sağlamak amacıyla II. Mahmud birçok yeniliğe gidiyor. Kılık kıyafet değişikliği gibi uygulamalar halk arasında tepki almış ve gâvur padişah olarak anılmıştır.

 

Soruların yanıtlandırılmasının ardında katılımcılar ile bir araya gelen Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Eyüp Genç Akademi tarafından hediye edilen kitapları imzalayarak programı sonlandırdı.

 

 “Tarihi Yeninden Düşünmek” programının son haftasında Prof. Dr. İsmail Kara ile ‘Cumhuriyet Dönemi Tarih Yazıcılığı ve Tarihe Bakış’ sunumu 1 Mart Salı günü gerçekleşecektir.